Kazdıkça altından “Eski Konya” çıkıyor


b1

b2

b3

b4

b5

b6

Aslında yazımın başlığını “En Son Ne zaman Bir Müzeyi Ziyaret Ettiniz?” koyacaktım.
Turizm Haftası’nda olduğumuza bakmadan bir aydan beri “açık hava müzesi” gibi her bir bölgesi ve ilçesi tarihî eserlerle dolu Konya’yı geziyorum.
Mart ayında Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü ve akademisyen arkadaşlarıyla birlikte Neolitik çağdan kalma açık hava müzesi hükmündeki Çatalhöyük ile Obruk Gölü’ne bir gezi yapmıştık.
Bu tarihi yolculuğumuz hiç durmadı. Önce sevgili zevcemle birlikte Seydişehir’i gezdik. Seydişehir Kırım Türkleri Derneği Başkanı Mustafa Sarıkamış’a Umre’den döndüğü için “mübarek olsun” ziyaretinde bulunduk. Mustafa kardeşim bizi Seydişehir’in tarihi yerleri ile Kuğulu Parkı gezdirdi. 23 Nisan’da da Hikmet İlim Sanat Derneği üyeleriyle birlikte Beyşehir’in tarihi yerleri ile Beyşehir Gölü’nün etrafını gurup halinde gezdik.
Seydişehir ve Beyşehir âdeta tarih kokuyor.
Tabiat güzellikleri ise harika!
Bütün bu tarihi gezilerimi “Tarihe Yolculuk” adı altında Pusula’da tefrika edeceğim.
Konya bereketli nisan yağmurları ve karlarıyla birlikte âdeta Lâle Devri’ni yaşıyor.

***
Mevlâna Türbesi’ndeki tuvaletlerin olduğu kısımda başlatılan inşaat kazı çalışmaları müsbet mi oldu, yoksa menfi mi orası tartışılır; ama bana göre iyi ki kazmayı o topraklara vurmuşlar, kazdıkça yerin altından tarih fışkırdığı gibi Eski Konya da ortaya çıkıyor.
Aslında tramvay kazısı sırasında, Mevlâna Türbesi ve Üçler Mezarlığı arasındaki tarihi kısımda tekrar eski hamam kalıntılarıyla birlikte Konya tarihi de ortaya çıkmaya başlamıştı. Mevlâna Türbesi ve muhitinde bir arkeolojik kazı yapılması halinde Eski Konya ortaya çıkmasına çıkacak ve “Belde-i Muhayyere” olarak şehrimiz, dini ziyaret açısından bundan son derece istifade etmesine edecek de; yerin altındaki Eski Konya’nın ortaya çıkmasına anıtlar yüksek kurulundaki bürokrasi hazretleri asla ve kat’a müsaade etmeyecektir.
Bu çıkarsamayı Ulvî Sultan Türbesi ve Alâeddin Tepesi eteklerinde Selçuklu Sarayı ve iç kale surları etrafında başlayan kazı çalışmalarının durmasından/durdurulmasından yola çıkarak yapıyorum.
Mevlâna Külliyesi’ndeki ek bina inşaat kazısı sırasında ortaya çıkan insan kemiği ve mezar kapak taşları, buranın intizamlı bir şekilde yapılan bir kabristan olduğunu ortaya çıkardı. Aslında, tramvayın geçirildiği ve şâir Şem-i’nin mezarının da olduğu ve Hiltın Inn Garden’a kadar uzanan bölge de mezarlık. Konya Barosu Konağı boyunca Üçler Mezarlığı’nın arka taraflarında çaktırmadan mezarlar kaldırılmak suretiyle yer açılan ve başka yerden getirilen çam ağaçlarının dikildiği kısım da mezarlık. Bakalım oralara hangi konaklar ve misafirhaneler dikilecek…

***
Mevlâna Külliyesi’nin uç kısmında başlatılan arkeolojik kazı çalışmalarını yerinde inceleyen Konya’nın Şeyhül Muharririni Mehmet Ali Uz, ortaya çıkartılan kabirlerin dokuz asırlık olduğunu öne sürerek “Kabirler bir milletin tapu senetleri gibidir. Altında yatanlar rahatsız edilmemeli” diyor. Bir dönem Konya’ya çok zulmedildiğini ve vakıfların tâlan edildiğini söyleyen M. Ali Uz, 20 yılda yirmi mezarlığın yok edildiğini ve son kaldırılan mezar haziresinin de Mevlâna Dergâhı Haziresi ile Alâeddin Camii Haziresi olduğunu Merhaba’daki yazısında dile getiriyor.

AZİZİM DİYOR Kİ…
Eski Konya’nın ortaya çıkması/çıkarılması için büyük arkeolojik kazıların yapılması gerekiyor.
Eski Konya Fuar Alanında (şimdiki kültürpark ve eski Adliye Sarayı’nın yıkılarak meydan yapılan yerde dahil) yapılan arkeolojik kazılar da durduruldu.
Ben bu kazılarla birlikte yeni kazıların da yapılarak tarihî o Eski Konya kalıntılarının ve tarihimizin tekrar gün yüzüne çıkarılmasından yanayım.
Vurun kazmayı toprağın beline, eski Konya nasılmış bir görelim…
Çünkü gerçek eski Konya toprağın altında yatıyor.

MUSTAFA BALKAN
PUSULA – 30 NİSAN 2017

Ali Efendi (Elmas) Hoca


Rumi takvime göre 2 Şubat 1329 yılında Konya il Merkezine bağlı Dere Köyü’nde dünyaya geldi. Baba adı Hasan, anne adı Hanife’dir. Babasının hafız ve hoca olması sebebiyle kendisi de hafız olmayı istemiş, 10 yaşında hafızlığa başlamıştır. Orta halli bir ailenin 3 çocuğundan en büyüğüydü. Konya’nın tanınmış âlim ve hocalarından merhum Hacıveyiszade Hoca Efendi, merhum Topal Hoca Efendi ve merhum Sarıkadı Hoca efendilerden din ve hafızlık dersleri aldı. 03.01.1952 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığının açmış olduğu fıkıh, akaid, siyer ve kıraet derslerinden “hayrat hademesi tekamül kursunu (imam hatiplik kursunu)” daha sonra da 25.01.1963 tarihinde aynı kurumun tekamül kursunu iyi dereceyle bitirip belgelerini aldı. Köy Derneği tarafından İmam-Hatip olarak ilk görev yeri olan Konya İl Müftülüğüne bağlı Dere Kasabası Gümanas Camii’ne (Aşağı Mahalle) 22.02.1943 tarihinde görevlendirildi. 1956 yılında imam hatiplik imtihanını kazanana kadar 13 yıl köy derneği tarafından ücretli olarak çalıştı. 1956 yılından itibaren Emekli Sandığına bağlı devlet memuru olarak görev yaparken, Dere Kasabası Merkez Camiikebir’e atandı. Aralıksız bilfiil 42 yıl hizmet etti. Bu süre zarfında Dere Kasabası’nda hem kız hem de erkeklerden pek çok hafız yetiştirdi. Emekliye ayrıldıktan sonra farklı camilerde fahri olarak imam hatipliğe devam etti. Ömrünü dine ve hafız yetiştirmeye adayan Ali Efendi Hoca, 4 Şubat 1989 tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Kaynak: Sami Elmas