Vadi-i Meram Mahalle Adı Olmamalıymış!


13 Şubat 2018

2017 Kasım’ında Meram Belediye Meclisi’ne, Dereaşıklar ve Camikebir mahalle adlarının Vâdi-i Meram olarak değiştirilmesine ilişkin bir dilekçe ile başvurmuştum.

Bugün öğrendiğime göre Meram Belediye Meclisi teklifi reddetmiş.

“Vâdi-i Meram”, bizim yaşadığımız muhitin 500 yıldan fazladır kullanılan adıdır. Bu konu hakkında kitabımda haylice yazdım. Bir de konferans verdim. 1900’lerin başından itibaren kadı sicillerine “dere”, “meramderesi”, “dereköyü” gibi adlarla yazılmış. Ben kadı katiplerinin erindikleri için ifadeyi bu şekilde kısa yazdıklarını düşünüyorum. Türkiye’nin her yerinde dere adını taşıyan yüzlerce yer var. Vâdi-i Meram adının kullanılması hem tarihe hürmet etmek hem de yaşatmak demektir.

Her şeyi pek çok bilen! meclis üyeleri demek ki hem tarihten hem geçmişe hürmetten çok iyi anlıyorlar. Belediye başkanı hanım da karşı çıkmış duyduğuma göre.

Eh artık ne diyelim..

vadi-i-meramvadi-i meram-

Reklamlar

Tarihi Süreçte Vâdi-i Meram’da Nüfus ve Gelirler


Yrd. Doç. Dr. Muammer ULUTÜRK

Vadi-i Meram’la ilgili yeni belgeler, bilgiler çıkıyor karşıma araştırdıkça. Bunlardan biri de temettuat defterlerinde bulduğum nüfus ve gelirlerle ilgili oldu.

(Not: Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.)

TARİHÎ SÜREÇTE VÂDİ-İ MERAM’DA NÜFUS VE GELİRLER

Konya’da 1840’lı yıllarda toplam 144 mahalle bulunmaktadır. Genellikle mahallelerde hane sayısı 100’ün altındadır. Bu rakamın üzerindeki mahalle sayısı 7’dir. En kalabalık mahalle ise Vâdi-i Meram Temettuat Defteri’ne[1] göre 222 hane ile Vâdi-i Meram’dır. Konya’da 19. yüzyılın ortaları itibarıyla mevcut olan kayıtlara göre Temettuat Vergisi, vergi sınıflarına göre kaydedilmiştir. En yüksek vergi sınıfı “sınıf-ı evvel” şeklinde belirtilmiştir. Konya’daki mahalleler içinde en fazla vergi ödeyen, 10.956 kuruş 33 para ile Vâdi-i Meram’dır. Bu dönemde Osmanlı ailesinin ortalama beş bireyden meydana geldiği kabul edilirse Vâdi-i Meram’da 1110 kişinin yaşadığı tahmin edilebilir. Bu şekliyle Vâdi-i Meram, 19. yüzyılın ortası itibarıyla Konya’nın en kalabalık mahallesi konumunda olmaktadır (Akdağ, 2014, 154). Yüksek vergi ödeme durumunun yörede yapılan hayvancılık, yaylacılık, tarım ve Vâdi-i Meram’daki değirmenler sebebiyle olduğu düşünülebilir.

Vilayet masraflarının tevzi ve taksimini yapmak için oluşturulan salyane defterine göre ise 1793 yılında Konya’nın şehir merkezinde, tekâlif-i örfiyye türünden vergileri ödemekle yükümlü 3522 gerçek hane (menzil) bulunmakta olup bunların yaklaşık % 28’ine tekabül eden 982 hanesi Meram’da yaşamaktadır. Her hanede 5 kişinin bulunduğu varsayımıyla hareket ettiğimizde 18. Yüzyıl sona ererken Meram’da 4910 kişinin yaşadığı söylenebilir. Söz konusu nüfusun % 24’ü ise Vâdi-i Meram ve Uluırmak olmak üzere diğerlerine kıyasla oldukça büyük iki mahallenin mevcudiyetinden söz edilebilir.1848 tarihli temettuat sayımına göre Konya’da 5724 hane bulunmaktadır. Bu hanelerin % 18’ine tekabül eden 1058’i Meram mahallelerinde ikamet etmektedir. Bir önceki (1793 yılı) tahrirde olduğu gibi, 1848 yılında da Meram bölgesindeki en kalabalık iskan sahası yine Vâdi-i Meram mahallesi gözükmektedir. Yaklaşık 50 yıl öncesinde 119 hane kayıtlı bulunan mahalledeki nüfus yaklaşık % 70 oranında artarak 203 haneye yükselmiştir (Dinç, 2014, 143).

1935 yılı nüfus sayımına göre Merkez Nahiye içinde en fazla nüfus Meram Dere Köyünde (1978) bulunmaktadır (Dinç, 2014, 41). 1965 yılına gelindiğinde Meram Nahiyesi’ne bağlı Meram Dere’de nüfusun 3443 kişiye ulaştığı görülmektedir (DİE, 1965). Mevcut kayıtlara göre Vâdi-i Meram, Konya’nın en kalabalık nüfusuna sahip, en üretken ve vergi gelirleri bakımından oldukça iyi durumda olma özelliğini tarih boyunca sürdürmüştür.

VÂDİ-İ MERAM TEMETUAT DEFTERİNDEN ÖRNEKLER

Temettuat defterlerinden Vâdi-i Meram sakinlerinin hayvancılık, bağcılık ve rençberlik gibi işlerle uğraştıkları ve bunlardan elde ettikleri gelirlerin vergisini beyan ile ödedikleri görülmektedir. Bu defterlerdeki kayıtlara bakarak, Vâdi-i Meram sakinlerinin kendi işlerinin dışında gelir getiren başka işlerle de meşgul oldukları ve bu durumun iktisadi bir refahlık ifade ettiğini söyleyebiliriz.

Vâdi-i Meram Temettuat Defterinde çok sayıda örnek yer almakla birlikte aşağıdaki gibi birkaç örnek vermekle iktifa edeceğiz.

Hane 1, numara 1:

Mahalle sakinlerinden İbrahim Oğlu Hacı Mehmed Efendi’ye ait emlak, arazi ve temettuatı:

Geçen sene verdiği bir senelik şahsi vergi: 50 kuruş

Koyun ve keçi ticaretinden vergisi: 6 kuruş

Otlak ve kışlak vergisi: 15 kuruş

Maktu bağ toplamı: 5 kuruş

Toplam vergi: 26 kuruş

Mal Varlığı: Ekilmemiş 2 dönüm tarla, 2 dönüm bağ, 1 sağmal inek, 3 sağmal ağnam, 3 sağmal keçi, 45 dölsüz koyun, esbaptan 5’te bir hisse, 1 beygir, 30 kuzu ve 30 oğlağı bulunmaktadır. Bir senede tahminen alınan toplam temettuatı 880 kuruş.

Hane 7 numara 1:

Mahalle sakinlerinden İsmail Oğlu Hasan Efendi’nin emlak, arazi ve temettuatı şöyledir:

Mahallede berat-ı âli ile ikinci hatiplik yapmaktadır.

Geçen sene verdiği bir senelik şahsi vergi: 40 kuruş

Koyun ve keçi ticaretinden vergisi: 4 kuruş

Otlak ve kışlak vergisi: 7 kuruş

Maktu bağ toplamı: 6 kuruş

Toplam vergi: 17 kuruş

Mal varlığı: Ekilmiş 1 dönüm tarla (İlikçi Oğlu Vakfı), 1 evlek bağ, 1 sağmal inek, 10 sağmal koyun, 15 sağmal keçi, 8 dölsüz koyun, esbabdan 2/1 hisse, 1 beygir, 10 kuzu ve 15 oğlağı bulunmaktadır.

Bir senede tahmini temettuatı: 541 kuruş

Kazancından temettuatı: 400

Bir senede tahminen alınan toplam temettuatı: 941 kuruş

Hane 16 numara 1:

Vâdi-i Meram mahallesi sakinlerinden Güloğlu Seyyid’in emlak, arazi ve temettuatı ise şöyledir:

Değirmenci.

Geçen sene verdiği bir senelik şahsi vergi: 40 kuruş

Koyun ve keçi ticaretinden vergisi: 4 kuruş

Otlak ve kışlak vergisi: 10 kuruş

Maktu bağ toplamı: 2 kuruş

Toplam vergi: 16 kuruş

Mal varlığı: 2 dönüm bağ, 1 sağmal inek, 10 sağmal keçi, 15 dölsüz koyun, esbabdab 2/1 hisse, 1 merkep, 10 kuzu ve 15 oğlağı bulunmaktadır.

Bir senede alınan toplam temettuatı: 745 kuruş (Akdağ, 2014, 156-161).

VÂDİ-İ MERAM SAKİNLERİNİN SU HİZMETLERİYLE İLGİLİ VAKIFLARINA DAİR ÖRNEKLER

Osmanlı döneminde şahıslar, kendi oturdukları mahalle veya köyde bulunan cami ve mescidlerin bir takım tamir, bakım ve ihtiyaçları; imam hatip ve mütevelli ücretlerinin karşılanması için çeşitli miktarlarda para vakfedenler de bulunurdu. Vâdi-i Meram mahallâtından Yeni Değirmen mahallesi[2]nden Hacı Molla Mehmed Efendi İbn Hüseyin Efendi, bu mahallede bulunan caminin ihtiyaçları için 2500 kuruş vakfetmiştir (Sak, 2014, 176). Yine Vâdi-i Meram mahallesinden Usta lakabıyla meşhur es-Seyyid Ali bin Mehmed, 1-10 Cemaziye’l-ûla 1204/17-26 Ocak 1790 tarihinde, gelirlerinin bir kısmının adı geçen mahallenin büyük mezarlığı yakınında yeni yaptırdığı çeşme ve su yolunun tamiri için harcanmak üzere, aynı mahallede bulunan değirmendeki hissesini vakfetmiştir. Yine Usta Seyyid Ali, 27 Rebiu’l-Ahir 1209/21 Kasım 1794’te, Sudirhemi Nahiyesi’ne tâbi Altunba Hanı yakınında Yahya Pınarı diye bilinen bir çeşme inşa edip vakfetmiş, bunu desteklemek için de, kendi mülkü olup Vâdi-i Meram Mahallesi’nde bulunan bir evlik arsa ile içinde bulunan meyveli ve meyvesiz ağaçlardan hasıl olacak mahsulatın, yaptırmış olduğu çeşmenin masraflarına sarf olunmasını, masraf zuhur etmezse, mütevellilerin kendi masraflarına sarf etmelerini istemiştir. Vâdi-i Meram’da yalnızca erkeklerin değil kadınların da su hizmetlerine yönelik vakıflar gerçekleştirdikleri görülmektedir. Mesela Vâdi-i Meram’da mukim Şerife binti Mustafa adlı hatun, mahallesinde bulunan Midilli adlı mevkide olup iki çarh üzere iki göz değirmenin bir gözünde olan yüz dirhem hissesini, aynı mahallede bulunan yarım dönüm miktarı bağ ve bir göz dam ile bir pekmez leğenini vakfettikten sonra bunlardan hasıl olacak gelirlerin bir kısmının Yaka yöresinde vaki Dehreller Çeşmesi’nin yoluna ve çeşmenin gereken tamiratına sarf olunması şartıyla vakfeylemiştir. Yine Vâdi-i Meram Sokak Mahallesi’nden Ayşe binti Mehmed bin Abdülkerim adlı hatun, Vâdi-i Meram’da bulunan İlahi Değirmeni adıyla bilinen her biri dörder kıyye[3] itibarıyla üç taş üzerine deveran eden değirmenin alt tarafındaki değirmenden olan dört kıyye itibarıyla 150 dirhem değirmen hissesini, mahallesinde bulunan mescidin masrafları ile imamının ücretine vakfeylemiştir (Sak, 2014, 192-193). Aynı şekilde Vâdi-i Meram’dan el-Hac Mustafa bin Süleyman ise, bu mahallede (karyede) bulunan ve üç taş üzere deveran eden Ulaş değirmeni diye meşhur 12 kıyyelik bir bab değirmende olan yarım kıyye hissesinden elde edilecek kira gelirinin yine aynı mahallede hayır sahipleri tarafından bina olunan Hacı Kaymas Köprüsü’nün tamir ve bakımına sarf olunmasını talep etmektedir (Sak, 2014, 2017).

Meram İlçesi’nin ekonomik anlamda gelişmesinde diğer bir etken 1927 yılında Meram Dere üzerine inşa edilen ilk hidroelektrik santralidir (Ulutürk, 2016, 63-70).

[1] Temettü, mal, eşya, kazanç, kâr etme, fayda görme mânâsına gelir. Osmanlı Devleti’nin yenileşme döneminde (19. yüzyıl) düzenlenen defter serisidir. Temettüat Defterleri bir yerin bulunduğu döneme ve ait olduğu bölgeye ilişkin sosyo-ekonomik ve demoğrafik yapı hakkında daha mükemmel ve teferruatlı bilgiler sunarlar.

[2] Yeni Değirmen mahallesi, Vâdi-i Meram’ın doğu ucunda olup bir bölümünü oluşturur.

[3] Kıyye: Okka da denir. Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsüdür. Kıyye-i atika günümüzdeki 1282 grama, kıyye-i cedide ise 1000 grama (1 kilo) tekabül eder.

Loras Yaylalarında Eski Ramazanlar


Ramazan veya Kurban bayramlarının yayla günlerine isabet ettiği zamanlarda (19 Mayıs-29 Ekim arası), yayla sakinleri mesela ramazan ayının gelişini nenelerden öğrenirlermiş. Yaşlıca olan hanımlar, şabanın bitimine yakın günlerde açık havada hilali gözler, orucu duyururlarmış. Erikli Yaylası’nda bu işi Hacı Eminlerin Alime nene yaparmış. İftar vaktini de aynı şekilde, “akşam yıldızı yerine geldi, açın orucunuzu” diye duyururmuş. Sahurda da kulaklar Alime nenede olurmuş.

Konya bağ evine gidenler
Meram’da Bağ Evine Gidenler

Bu anlattıklarım tıpkı bir masal gibi. Saat yok, takvim yok. Doğrusu ihtiyaç da yok. Şimdi saatsiz, zaman ayarsız işimiz yok gibi. Yoğun stres demek bu. Alıştığımızdan fark etmiyoruz.

Bayramın birinci günü “aşağı evlerde” yani Dere’de oturanlar (erkekler) namazlarını kılar, yaylaya şeker, un, bulgur ve tuz gibi en önemli şeyleri götürürlermiş. Bunlar üç gün yaylada kaldıktan sonra geri dönerler, hanımlar ve çocuklar yaylada yalnız kalırlarmış. Bayram günlerinde yaylanın çayırsekisinde (çayırsekisi, yaylanın kurulduğu yerin yakınında bulunan çimenlik düz bir yere verilen isim) çoluk çocuk büyük hep birlikte ip atlar, cıngırıkta (tahtaravalli) sekerlermiş. Bayramın ikinci günü kuşluk vakti, yaylaya gelen erkekler hep birlikte bayram yemeğine otururlar, hanımlar ve küçükler onlardan sonra yemek yerlermiş çayırsekide.

Şimdi olsa ne mümkün çoluk çocuğu dağın başında küçükbaş hayvan sürüleriyle yalnız bırakmak. Derdim o ya. Ondan nostalji, geçmiş vs. deyip durmam. Hava temiz, yağ yoğurt katkısız.

Yaylada bir tek Sarı Sülmanların İbrahim amcanın “gaz lambası” varmış. Diğer yayla hanelerinde “idare lambası” olduğundan, çocuklar onlara gider ve gaz lambası nasıl yanıyor, etrafı ışıtıyor diye merakla bakarlarmış.

Bu bir dert aslında ama, şimdi yaşadığımız telaş ile mukayese ettiğimizde, değer yani.

Ramazan davulunu Vâdi-yi Meram’da ilk defa Kerimlerin Kerim dede, sonra da Foslakçıların Paşa dede çalmış. Bizim çocukluğumuzda Rahmetli Mehmet Ali dede kısacık boyuyla sahurlarda kelebek gibi uçar gider, davulunu da pek ritimli çalardı. Bayram arefelerinde de, eşeğiyle sokak sokak gezer, un, şeker ne verirlerse itiraz etmeden yaptığı hizmetin karşılığını alırdı. Battal Demirtaş da bu işi Ramazan Gönül’e bıraktı.